Hizmetlerimiz
Hizmetlerimiz

Hizmetlerimiz

Zihinsel Engelli Bireylerin Eğitimi
Eğitimin Faydaları
♦ Zihinsel engelli bireyler alacakları eğitim ile günlük işlerini yapabilir, akademik destekle öğrenim hayatlarını devam ettirebilirler.
♦ Bireyin engel düzeyine bağlı olarak öz bakım becerileri ve günlük yaşam becerileri modülleri ile günlük ihtiyaçlarını(yemek yeme, el-yüz yıkama, kıyafet giyme…) tek başına gidermesi öğretilir.
♦Toplumsal yaşam ve sosyal hayat modülleri ile toplum içinde, farklı ortamlarda, sosyal hayatında nasıl davranacağı, insanlarla nasıl iletişim kuracağı öğretilir.
♦ Bilişsel becerilere hazırlık modülü ile bireye göz teması kurması, nesne takibi yapması, hareketleri ve sesleri takip etmesi gibi konularda destek olunur.
♦ Dil gelişimi ve konuşmasında bozukluk(fonolojik, artikülasyon bozukluğu vs) veya gerilik olan bireyler için uygulanan dil konuşma ve alternatif iletişim becerileri modülü bireyin sesin kaynağını bulmasını, sözel veya sözel olmayan yönergeleri yerine getirmesi gibi becerilerini geliştirmesini sağlar.
♦ Psikomotor beceriler modülü başlığında ise bireyin oturma-yürüme davranışı edinme, nesneleri üst üste dizme, nesne-renk ilişkisi kurma, sınırlı alanı boyama gibi büyük ve küçük kaslarını geliştirmeye yönelik destek sağlanmaktadır.
Nasıl Ortaya Çıkar ?
Zihinsel yetersizlik ,bireylerde farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Doğum komplikasyonları, ateşli hastalıklar, travma ve kazalar ve genetik bu etkenler arasındadır. Yani; zihinsel yetersizliğin nedeni doğuştan, doğum sırasında ya da sonradan oluşan bir durum olabilir. Zihinsel yetersizlik hafif, orta ve ağır düzeyde olmak üzere üç gruba ayrılabilir.
Zihinsel yetersizlik başını tutamama, emme refleksinin gelişmemesi, nesne-ses takibi yapamama, oturmada, yürümede, konuşmada yaşıtlarından geri olma gibi belirtilerle aile tarafından erken fark edilebilir.
Zihinsel Yetersizlik Durumu Fark Edildiğinde Ne Yapılmalı ?
Çocuğun durumu fark edildiğinde öncelikle çocuk saklanmamalı, etiketlenmesine izin verilmemeli(aile ya da çevre tarafından), aile kendini suçlamamalı ve aynı şekilde çevrenin de aileyi suçlamasına izin verilmemeli; bunun için de aile ve çevre bilinçlendirilmelidir. Zihinsel yetersizlik akıl hastalıklarıyla karıştırılmamalıdır.
Zihinsel yetersizliği olan çocuğun eğitimine durumu fark edildiği anda başlanmalıdır. Çocuğun eğitimi diğer çocuklardan ayrılmadan, farklı olduğu vurgusu yapılmadan verilmelidir. Ailenin verdiği eğitimin yanı sıra çocuğun kurumsal olarak da eğitim alması gerekir. Bu çocuklar okul çağında devlet okullarının özel alt sınıflarında eğitimlerine başlayabilirler. Bunun yanı sıra özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde devletin sağladığı bireysel eğitimlerden de faydalanabilirler. Bu çocuklarımızın eğitiminde süreklilik çok önemlidir. Çocuğun eğitimi başladıktan sonra aile ve öğretmen iş birliği içinde olmalıdır. Eğitim sırasında, çocuğu rencide etmemek ve özgüvenini arttırmak adına aile de öncelikle çocuğun yapabildiği şeylerin üzerine düşmeli, sonra yapamadığı ya da yapmakta zorlandığı şeyler basitten karmaşığa doğru sıralanmalıdır. Zihinsel yetersizliği olan çocuklarda eğitimin oyunla verilmesi hem çocuğun sıkılmasını engeller hem de eğitime daha istekli hale gelmesini sağlar.
 
 
 
 
   Bedensel Engelli
       Doğum öncesi, doğum anı ya da doğum sonrası bir nedene bağlı olarak oluşan ve bütün düzeltme işlemlerine rağmen iskelet (kemik), kas ve sinir sisteminde meydana gelen bozukluklara bedensel engel (ortopedik engel) denmektedir. Bu engelden dolayı, eğitim performansında ve sosyal uyumunda problemler yaşayan bireyler ise, bedensel engelli (ortopedik engelli) olarak adlandırılmaktadır.
 
      Bedensel Engelin Tedavisi
Bazı bedensel engele neden olan durumlar, cerrahi müdahale ile kısmen veya tamamen tedavi edilebilmektedir. Bazı bedensel engelli bireyler ise uzun süreli fizyoterapi desteğine ihtiyaç duymaktadır.
     Bedensel Engelli Bireylerin Eğitimi
Bedensel engelli bireylerin eğitimleri ise, engel durumlarına uygun eğitim ortamlarında dezavantajları asgari düzeye indirilerek gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Eğer bireyde bedensel engel ile birlikte zihinsel engel de görülüyor ise özel eğitim desteği alınmalıdır.
 
 
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ DESTEK EĞİTİM PROGRAMI
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN TANIMI
 
Öğrenme güçlüğü, bir çocuğun zekası normal yada normalin üstünde olmasına rağmen dinleme, düşünme, anlama, kendini ifade 
 
etme, okuma-yazma veya matematik becerilerinde yaşıtlarına ve zekasına oranla düşük başarı göstermesidir. Bu kişiler çoğunlukla 
 
dinlerken zorlanırlar, dinlediklerini özümseyemezler, bildiklerini sözlü ve yazılı olarak ifade edemezler; başta sözel ve görsel beceriler 
 
olmak üzere çeşitli beceri alanlarını bir arada kullanmakta sorun yaşarlar. Özel öğrenme güçlüğü yaşayan kişiler , okurken ve 
 
yazarken hatalar yapabilirler, okuduklarını anlayamazlar, düşüncelerini yazamazlar; matematik kavramları zayıf olabilir.
 
Öğrenme ve algılama sorunu çocuğun doğumu ile başlar. Eğitim süreci içinde edinilemez. Yaşam boyu süren bir bozukluktur. Dil 
 
gelişimi ve kullanımı, konuşma, okuma-yazma, matematik becerilerini etkileyen bir sorun olduğu için, bireyin eğitimini, mesleğini, 
 
sosyal ilişkilerini, günlük aktivitelerini, benlik saygısını etkiler.
 
Çocuğun zihinsel yeteneği olmasına rağmen, akademik açıdan gerilik göstermesi, öğrenme güçlüğünün en çarpıcı özelliğidir. 
 
Birçok çocuk için öğrenme güçlüğü okula başladıklarında ve akademik beceriler kazanmakta başarısız olduklarında göze çarpar
 
Görülme olasılığı erkeklerde kızlara oranla 4-6 kat daha fazladır.
 
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN NEDENLERİ
Öğrenme güçlüğünün bazı nedenleri;
 
1.Beyin Hasarı
 
Hamilelik, doğum yada doğum sonrası ilk aylarda bazı risk faktörlerinin merkez sinir sisteminin olumsuz etkilendiği bildirilmektir.Bu 
 
faktörler ciddi derecede etkili olduğunda bebeğin ölümüne neden olabileceği gibi, orta derecede zeka geriliklerine yol açabilmekte 
 
hafif derecede ise öğrenme bozukluğuna neden olabileceği ileri sürülmektedir.
 
2.Kalıtımsal Nedenler
 
Bazı araştırmacılar, öğrenme bozukluğu olan çocukların ve gençlerin %-60’ında sorunun katılımsal olabileceğini ileri sürmüşlerdir.
 
3.Nörolojik Fonksiyonlarda Bozukluklar
 
Bazı araştırmacılar öğrenme bozukluğunun birden çok alanda işlev bozukluğunun bağlı olduğunu ileri sürmektedirler. Öğrenme 
 
sürecini açıklamak için 4 aşama tanımlamaktadır.
 
a) Giriş aşamasındaki bozukluklar
 
Bu aşama, gelen bilgilerin uyarıların duyu organlarından beyine girmesi, algılanmasıdır. Bu aşamadaki bozukluklar görsel, işitsel, 
 
mekansal, dokunsal algı bozukluklarıyla ilgili olabilirler. Harfleri ters dönmüş (b-d, 6-9, u-n , gibi) algılayabilirler. Tüm sözcüğü ters 
 
çevirebilirler (çok yerine koç yapabilirler.) Benzer sesleri karıştırır (f-v , b-m gibi)yönergeleri dinlemekte zorlanabilirler. Bu kişiler 
 
yönleri karıştırabilir, uzaklıkları algılayabilirler.
 
b) İşlem Aşamasındaki Bozukluklar
 
Bu aşamada görme, işitme vb ile beyne gelen bilgiler, beyne yerleşmeye başlar.Bunun içinde kişinin gelen yeni bilgilerle eski bilgiler 
 
arasında bağlantı kurabilmesi, onları doğru kutulara yerleştirilmesi gerekir.Bunun içinde kişinin genel bilgileri sıraya koyabilmesi, 
 
soyut kavramlar oluşturabilmesi, neden-sonuç ilişkileri kurması gerekir. Örneğin portakal bir bitkidir, lalede bir bitkidir ve ikisi 
 
arasında bazı ortak özellikler vardır. Veya şu anda mart ayındayız haziran ayına 3 ay kaldı gibi. Bu aşama gelen bilginin 
 
kaydedilmesi , organize edilmesi, anlaşılması ve işleme koyulup yorumlanmasıdır. Bu aşamada sıraya koyma, soyutlama ve 
 
organizasyon gerçekleşir. Öğrenme bozukluğu olan kişilerde bu becerilerin birinde ya da tümünde bir bozukluk söz konusudur. 
 
Günlerin, ayların alfabedeki harflerin karıştırılması tipiktir.
 
c) Bellek (depolama) aşamasındaki bozukluklar
 
Bu aşamada anlaşılan bilginin tekrar kullanılmak üzere depolanması söz konusudur. Öğrenme bozukluğunda daha çok kısa süreli 
 
bellek bozuklukları görülür. Kısa süreli görsel işitsel bellek bozuklukları genellikle birlikte ortaya çıkar. 
 
d) Çıkış aşamasındaki bozukluklar
 
Bu aşama , beynin bilgiyi mesaj olarak hücrelere, kaslara dil yada motor etkinlik alanlarına göndermesi sürecidir. Öğrenme 
 
bozukluğu yaşayan kişi bir konuyu anlatmaya çalışırken yazarken, okurken bir problemi çözmek için plan oluştururken güçlük yaşar. 
 
Çıkış aşamasındaki zorluklar öğrenme bozukluğunun fark edilmesini sağlar, okurken motor alanında yazı yazarken , ip atlarken, 
 
bisiklete binerken güçlük yaşarlar.
 
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN TANISI
 
Psiko-Pedagojik değerlendirme 
 
Bu değerlendirmede zihinsel(bilişsel)akademik, psikolojik ve nöro-gelişimsel işlevler incelenir. 
 
Değerlendirmede anne-baba ile görüşme, çocuğun gelişimsel öyküsünün alınması, gözlem, okuldan ve öğretmenden alınan ve 
herhangi alanda bozukluk olduğunun saptanması için kullanılan bireysel testlerden yararlanılır. Değerlendirme ve tanı hangi sorunlara 
psiko-pedagojik çerçevede bir terapi uygulanacağına ve hangi tekniklerin kullanılacağına karar verilmesini de sağlar. 
 
Ailenin değerlendirilmesi
 
Anne- baba tutumları , beklentiler aile içi etkileşimler değerlendirilir. Aile içinde benzer sıkıntı yaşayan kişilerin olup olmadığı 
 
araştırılır. 
 
Psikiyatri değerlendirmesi
 
Gerekli olduğu durumda bir çocuk psikiyatrisinden çocuğu psikiyatrik açıdan değerlendirmesi istenir; belli durumlarda ilaç kullanımı 
 
düşünülebilir. Çocuk psikiyatristinin herhangi bir sorun olmadığı konusunda görüşleri alınır. 
 
Tıbbi değerlendirme
 
Çocuğun öğrenmesini etkileyen tıbbi bir sorun olup olmadığını anlamak için nörolog yada başka uzmanlardan yardım alınabilir. 
 
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN TÜRLERİ
 
Öğrenme güçlüğü olan çocuklarda ortak  birçok özellik olsa da bu bozukluk genellikle öğrenmenin bir alanında daha ağırlıklı olarak 
 
ortaya çıkar. Bazı çocuklar okuma alanında daha çok zorlanırken, bazıları yazı yazmada, bazıları da aritmetik alanında daha ağırlıklı 
 
olarak zorluklar yaşayabilirler. 
 
Gelişimsel Konuşma ve Dil Güçlüğü
 
Dil alanındaki zorluklar genellikle öğrenme güçlüğünün ilk habercisidir. Bu kişiler konuşmayı bir iletişim aracı olarak kullanmada çok 
 
becerikli değillerdir; isteklerini veya düşüncelerini düzgün bir dille ifade etmede ve kendilerini anlatılan bir konuyu tam olarak 
 
kavramada zorluk yaşayabilirler. 
 
Akademik Beceri Güçlüğü
 
Okuma Güçlüğü
 
Bu sorunun diğer adı da ‘disleksi’dir. Okumayı öğrenmek için yerine getirilmesi gereken aşamalar oldukça karışıktır. 
 
Kişinin sayfa üzerinde belli bir yere odaklanması ve göz hareketlerini sayfa boyunca kontrol etmesi gerekir.     
-Harflerle eşleştirecek sesleri öğrenmesi gerekir.
 
-Sözcüklerin anlamını ve grameri bilmek gerekir.
 
-Okunan metinle ilgili fikirler ve imgeler oluşturmak gerekir.
 
-Bilinen konularla yeni öğrenilen konuları birleştirebilmek gerekir.
 
Eğer bir çocuk bu alanlardan bazılarında zorlanıyorsa, okumayı sökmede ve okuduğunu anlamada da zorluklar yaşayacaktır. 
   
Yazma Güçlüğü
 
Yazılı ifade, iletişimin en üst düzey ve en karmaşık halidir. Yazılı ifade, sözel dili kullanmayı ,okuma yeteneğini, kelimeleri hatasız 
 
olarak yazabilmeyi , yazım kurallarını bilmeyi ve ifade edilmek istenen konuyu ya da düşünceyi okuyan kişiye de anlamlı gelecek 
 
şekilde planlamayı gerektirir. Bu alanlardan bazılarında zorlanan bir çocuğun duyduğu bir metni yazıya dökerken veya zihninden bir 
 
kompozisyon oluşturup yazarken bir takım güçlüklerle karşılaşması doğaldır.
 
Yazma Becerisi, yaşıtlarına oranla el yazısı okunaksız ve çirkindir.Sınıf düzeyine göre yazı yazması yavaştır, yazarken bazı harf ve 
 
sayıları, kelimeleri ters yazar, karıştırır b-d, m-n, i-i, 2-5, d-t, g-g, g-y, ve-ev gibi .Yazarken bazı harfleri, heceleri atlar yada 
 
harf/hece ekler, sınıf düzeyine göre yazılı imla ve noktalama hataları yapar. Küçük- büyük harf, noktalama, hece bölme hataları, 
 
yazarken kelimeler arasına hiç bosluk bırakmaz yada bir kelimeyi iki-üç parçaya bölerek yazar. 
 
Örneğin (Ka lem), (ya pa bil mek) gibi.
  
Aritmetik Güçlüğü
 
Bu bozukluğu yaşayan çocuklar, zaman kavramını öğrenme, yön bulma, sıralama zamanını planlama , isimleri hatırlama gibi alanlarda 
 
zorlanırlar. Sayıları görsel olarak zihinlerinde canlandırıp belli bir sıraya sokamazlar. Zihinden işlem yaparken güçlük yaşarlar, 
 
para hesabını çok zor öğrenirler. İşlem yaparken sayıları karıştırabilirler, eldeleri unutabilirler, toplama ile başlayıp çıkarma ile devam 
 
edebilirler. Matematik ile ilgili kuralları akıllarında tutmada zorlanabilirler.
 
Sözel Olmayan Öğrenme Güçlüğü
 
Bu en nadir rastlanan öğrenme bozukluğu türüdür ve belirtileri başlıca üç alanda toplanır. Bunlar, vücudu kullanmada ve el 
 
becerisinde zorlanma, görsel-mekansal organizasyonda zorluk ve sosyal beceri gerektiren ortamlarda çevreden gelen mesajları 
 
yorumlamada, beden dilini anlamada ve duruma uygun, sezgiye dayanan tepkiler oluşturmada zorlanmadır. Bu çocukların zorluklara 
 
ağırlıklı olarak görsel algılama becerisi gerektiren alanlarda olduğu için, çevrelerini tanırken daha çok soru sormaya dayanan bir 
öğrenme biçimi geliştirirler.
 
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ  OLAN ÇOCUĞUN ÖZELLİKLERİ
 
* Zeka düzeyi normal yada normalin üzerindedir. Ancak kendi yaş seviyelerine uygun olarak okuma ve yazma becerilerini 
sergileyemezler.
 
       * Ev ödevlerini almaz, eksik alır, ev ödevlerini yaparken yavaş ve verimsizdir. Ders çalışırken yavaş ve verimsizdir, ders 
çalışırken sık sık ara verir, çabuk sıkılır. 
        * Organize Olamaz. Odası, çantası, eşyaları ve giysileri dağınıktır. Defter ve kitaplarını kötü kullanır ve yırtar, yazarken 
gereksiz satır atlar, boşluk bırakır, sayfanın belirli bir kısmını kullanmaz, zamanını ayarlamakta güçlük çeker, düşüncelerini organize 
edemez.
 
     * Tembel, ilgisiz, yeterince olgunlaşmamış ya da davranış sıkça yakıştırılan sıfatlardır.
 
     * Sözel testlerde başarılı, ancak yazılı testlerde daha başarısızlardır.
 
     *   Sanat, drama, müzik, tasarım ve hikaye anlatma gibi alanlarda yeteneklidirler.
 
     *   Kendilerini aptal gibi hissederler, kendilerini değerlendirmede yetersizdirler.
 
     *  Başarısızlıklarını kapatmak için taktikler bulmada yeteneklidirler.
 
     * Başarısız oldukları taktirde kolayca hayal kırıklığına uğrayıp, geri çekilip soğuyabilirler.
 
     * Kolaylıkla bulundukları ortamın dışına çıkabilir, sık sık hayale dalabilirler ve zamana ilişkin süreçleri algılamada güçlük 
 
çekebilirler.
 
     * Hareketlidirler, yerlerinde oturamazlar el ve ayakları devamlı kıpırdar.Bazıları da çok yavaş hareket eder.
 
     * Konsantrasyon güçlükleri vardır.Dikkat süreleri kısadır, kolayca dağılır.
 
     * Dikkatini yaptığı işe verse bile öğrenme ve anlamada zorlanırlar.
 
     * Yazarken, okurken harfleri karıştırırlar, hece-harf atlarlar , ters okur ve yazarlar, ilaveler eksiklikler görülebilir.
 
     * Uzaklık, derinlik algıları bozuktur.
 
     * Yazıları , okumaları bozuktur ve yazma-okuma hızları düşüktür.
 
     * Yaptıkları herhangi bir hatayı defalarca tekrarlar, okuduğunu anlamakta zorlanırlar.
 
     * Düşüncelerini yazılı ve sözlü olarak ifade etmekte güçlük çekerler.
 
     * İmla ve noktalama hataları sık görülür. 
 
     * Zaman kavramlarını karıştırabilirler(önce-sonra, dün-bugün, -sonra). Zamanı iyi kullanamazlar.
 
     *Oryantasyon (yönetim) becerileri, sağ- sol karıştırır, yönünü bulmakta zorlanır, doğu-batı, kuzey-güney kavramlarını karıştırır. 
 
Alt-üst, ön-arka kavramlarını karıştırır, zamana ilişkin kavramları (dün-bugün önce-sonra gibi) karıştırır. Gün ay, yıl, mevsim 
 
kavramlarını karıştırır. Saati öğrenmekte zorlanır.
 
     * Motor Beceriler, Top yakalama, ip atlama gibi hareket ve oyunlarda yaşıtlarına oranla başarısızdır. Sakardır, düşer, yaralanır, 
 
istemeden bir şeyler kırar. Çatal-kaşık kullanmakta, ayakkabı-kravat bağlamakta zorlanır, ince motor becerilere dayalı işlerde 
 
(düğme ilikleme, makas kullanma, boncuk dizme gibi) zorluk çeker.
 
     * Sayı kavramlarını anlamada zorluk çekerler. Matematik sembollerini karıştırırlar.
 
     * Matematikte problemi siz okursanız çözer, kendisine verirseniz çözemez.
 
     * Çarpım tablosunu ezberlemede güçlük çekerler.
 
     * Çoğu dağınıktır.Masa ve çantaları düzensizdir.
 
     * Okulda yaşadıkları başarısızlık nedeniyle okula gitmekte isteksiz davranabilirler.
     
     ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN TEDAVİSİ 
 
Bu sorun profesyonel yardım gerektirir.
 
Öğrenme güçlüğünün tedavisi EĞİTİMDİR. Bu eğitim okulda verilen eğitimden farklıdır. Çocuk normal bir okulda eğitimine devam 
 
ederken bireysel yada grup halinde özel bir eğitime alınır. 
 
Eğitimlerinde görsel, işitsel, dokunma ve kinestetik algının geliştirilmesini, dikkat ve bellek, ardışıklık yeteneklerinin arttırılmasını, 
 
motor koordinasyon becerilerinin geliştirilmesini içermektedir. Ayrıca dinleme, konuşma, okuma-yazma (dil) becerilerinin 
 
geliştirilmesi, kavram ve düşünme süreçlerinin gelişiminin desteklenmesinin bu süreç eğitimi içerisinde yer almaktadır. 
 
Öğrenme güçlüğünü ortadan kaldıracak bir ilaç tedavisi bulunmamaktadır. 
 
Öğrenme bozukluğu olan çocuklar, tanı ve değerlendirmelerinden elde edilen bilgilerle oluşturulan özel eğitim programları ve 
 
terapiler yardımı ile zorlandıkları beceri alanlarında kendilerini geliştirip, öğrenmeleri için gerekli olan beceri alanlarını bir arada 
 
kullanma konusunda yol alabilirler.
 
DOWN SENDROMU NEDİR?
 
     DS, genetik bir farklılık, bir kromozom anomalisidir. En basit anlatımı ile sıradan bir insan vücudunda bulunan kromozom sayısı 46 iken DS'lu bireylerde bu sayı üç adet 21. kromozom olması nedeniyle 47 olmaktadır. Down Sendromu tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil, genetik bir farklılıktır. Hücre bölünmesi sırasında yanlış bölünme sonucu 21. kromozom çiftinde fazladan bir kromozom yer alması ile meydana gelir. Down sendromuna sebep olduğu bilinen tek etmen hamilelik yaşıdır, 35 yaşüstü hamileliklerde risk artar. Ancak genel olarak genç kadınlar daha fazla bebek sahibi olduğundan Down sendromlu çocukların %75-80'i genç annelerin bebekleridir. Ülke, milliyet, sosyo-ekonomik statü farkı yoktur. Ortalama her 800 doğumda bir görülür. Tüm dünyada 6 milyon civarında Down sendromlu birey yaşamaktadır. Türkiye'de tam bir veri yok ama yaklaşık 100.000 DS'lu kişi olduğu tahmin ediliyor.
Hafif veya orta seviye zihinsel ve fiziksel gelişim geriliğine sebep olur. 
 
   47 KROMOZOM NASIL OLUR?
    İnsan vücudunu oluşturan kromozomların 23 tanesi anneden , 23 tanesi ise babadan gelmektedir. DS'unda 21. kromozom 2 değil 3 adet olmaktadır (bu sebepten dolayı DS'u Trisomy 21 diye de bilinmektedir).Bunun sonucu olarak toplam kromozom sayısı 46 değil 47 olmaktadır.
 
DUYU BÜTÜNLEME TERAPİSİ
Duyusal bütünleme nedir?
Duyusal entegrasyon merkezi sinir sisteminde gerçekleşir. Bu teorinin amacı, insan vücudunun bazı bölgelerini uyararak, duyuların birbirleri ile uyumlu bir şekilde çalışmalarını sağlamaktır. Duyular uyumlu bir şekilde çalıştığı taktirde, beynimiz gelişime,yeni bilgilere ve öğrenmeye açık olur.
Duyusal sorunlar nasıl ve nerde oluşur?
Duyusal reseptörlerin vücuttan bütün bilgiyi almasıyla birlikte merkezi sinir sistemi içindeki duyusal nöronlar üzerinden beyine bilgi akışı oluşur. Beyin bu bilgiyi aldıktan sonra, vücudumuz bu mesaja duyusal motor bir tepki verir.
Örneğin taktil, (dokunma) duyusu aşırı hassas olan cocuklar, ayakları ile kuma girdiklerinde tepki gösterebilirler veya hamur ile oynama, parmak boyası yapma, çamura dokunma gibi aktivitelerden kaçınır ve aşırı tepkisel davranabilirler.
 
Genellikle duyusal bütünleme sorunu yaşayan çocuklarda en az 2 duyu arasında koordinasyon sorunu yaşandığı gözlenmektedir.
Duyu bütünleme teorisine göre insan vücudunda 7 duyu vardir. Bu duyular; 
•  Dokunma/ taktil
•  işitme
•  görme
•  koku alma
•  tat alma
•  denge kurma/ vestibuler sistem
•  derin duyu- beden algilama/ proprioseptif duyu
Duyu bütünleme bozukluğunun erken belirtileri:
•  Bebeklik döneminde zamanında dönme, emekleme ve yürüme becerisini kazanamama
•  Koşarken dengesini kolayca kaybetme, sık sık düşme
•  Oyun becerilerinde gelişim sorunu
•  Dil gelişiminde gecikme
•  Makasla kesme, yapıştırma becerilerinin yaşıtlarından geri olması
•  Kendilerine dokunulması ile ilgili problemler
•  Bazı seslerin ya da ışığın rahatsızlık yaratması
•  Hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı
•  Davranış problemleri
•  Konuşma ve dil gelişimi ile ilgili problemler
•  Kas tonusu ve koordinasyonla ilgili problemler
Duyusal bütünleme ve yaygın gelişimsel bozukluklar
Duyusal bütünleme terapisi; yaygın gelişimsel bozukluğu olan bireylerin çevresinden duyularıyla aldığı bilgileri algılama, anlamlandırma ve genelleme süreçlerinde sıkıntılar yaşadıklarını savunur. Bu bireyler duyularını kullanmada güçlüklerle karşılaşırlar. Genellikle tek yönlü duyu kullanırlar. Duyusal bütünleme terapisi; bireyin tüm duyularını aynı anda kullanarak çevreye uyum becerilerini destekler. Çevresinden gelebilecek her türlü tehlikeye karşı durabilmelerini ve dolayısıyla bağımsızlaşma yolunda daha başarılı olmalarını amaçlar. Duyusal bütünleme terapisi yaygın gelişimsel bozuklukda, bireylerin duyularını geliştirerek ve onları fizyolojik, sosyolojik ve psikolojik alanlarda uygun davranışlarını arttırarak toplum içinde de kabul edilebilmelerine olanak sağlar. Ayrıca duyusal bütünleme ve terapi odası,bireyin gün içinde yaşamış olabileceği olumsuzlukları gidermek ve önceden tahmin edilebilen öfke nöbetlerinin başlamasını engelleyip bireyi rahatlatmak ve stresinden arındırmak amacıyla da kullanılır.

Bu site, Sitesepeti ve Solido Grup güvencesi ile hazırlanmıştır. Copyright © 2014